+ Basında Transformulas
 


  
     
KOZMETİK
sektörünün son yıllarda geliştirdiği ürünler, estetik cerrahiyle atbaşı yarışma noktasına kadar geldi...
Bu işin şifresi çözülmüş belli...
İnsan kopyalayan sistem, kırışığa, buruşuğa, sarkmalara mı çözüm üretemeyecek?
Mevcut tablo, oyalama taktiğinden başka şey değil...
'Bit' kadar kavanozlara, mücevher misali doldurulan kremler, uzun kullanımlar sonrası az da olsa işe yarar görünüyor. Tabii servet dökmeyi göze alabilenler için...
Tamam, markalaşmış mağazalarda şımartılmak, iltifatlara boğulmak, kendini Pamuk Prenses gibi hissetmek iyi hoş da, bu işin bir de 'öpülerek'uyanma faslı var... Kentli ve çalışan kadın kesiminin kozmetiğe yaptığı yatırımın rakamsal boyutu, hiç de küçümsenir gibi değil.
12 aya varan taksitlendirmeler, iki ayda bir biten ürünlerin ödemelerini bir süre sonra, içinden çıkılmaz hale getiriyor... İnanmıyorsanız, bahsi geçen kitlenin kredi kartlarındaki 'taksitli alışveriş'bölümüne bir göz gezdirin...
Hah, bu delice tüketim niye derseniz, açıklaması çok basit...
Değer bulmak için...
Kadına hala 25 yaşını aşınca 'yaşlı' muamelesi yapan bir toplumun üyeleri olduğumuzu unutmayın...
'Selülitli' diye aşağılanan, göğsünde taşıdığı yüreğe değil, memelerine bakılan, bacağı, kaşı, kirpiği, yüzündeki çizgisiyle her daim mercek altında tutulan kitlenin, 'var olma' savaşında silahlanması elbette şaşırtıcı değil...
Milyarlık kozmetiklerle oluşturulan cephaneler, yaşanmış yıllardan 3-5 sene bile olsa avans almayı beceriyor şimdilik...
Yine de arayışların sonu yok...
Dolayısıyla Türkiye, kozmetik devlerinin en gözde ülkelerinden biri...
Gerçi son dönemde bu konuya ilişkin donanım ve bilinç artınca, kozmetiğe ödenen faturaların ambalaj ve markaya yattığı da ortaya çıktı...
Nitekim ülke sınırlarına son dönemde giren ve gerçekten mucize etkileri olan ürünlere bakınca, sadece ambalaj değil, gramaj konusunda da bonkör davrandıkları dikkatten kaçmıyor...
Geçenlerde, kozmetik sektöründe yıllarını geçiren Zafer Kermen aradı... Yeni bir ürün ithalatı yapmışlar... İşleri zor...
Bu işlerin tanıtımı için milyar dolarlık bütçeler gerekiyor malum... Ve her reklam gideri, ürünün fiyat hanesine sıfırları ekleyerek tüketicinin sırtına biniyor...

Ucu yine bize dokunuyor anlayacağınız...
Üstelik, her reklamı yapılanın 'iyi' olduğu yolunda veriler de yok ortada...
İşin açıkcası bu sektörede en doğru tanıtım, tavsiye...
Bazı kalemşör büyüklerimiz, milletin reklamını yapıyoruz diye kızıyor ama hakkedenleri ayrı kefeye koymak şart. İtiraf etmek gerekirse, hiç bir ürünü deneme boyunu kullanmadan satın almadım bugüne kadar. Zira alerjik ve hassas bir cildim var...
Zafer Bey de bunu bildiğinden, denemem için ürün getirdi... Göz, yüz ve dudak için hazırlanan jelleri hemen sürüp, dışarı çıktım... Arabanın aynasında gördüğüm ifade en az 5-6 yıl önceki halim... 'Bana öyle geldi zahir' diye düşünürken, ablamın dikkatini çekti 'Gözlerinin yanındaki mimik çizgilerine ne oldu? Aaa yüzün de gerilmiş!' nidaları arasında eve kadar geldim... Bu kez kızım başladı 'Anne dudaklarına ne yaptın kalınlaşmışlar?'
Koşup, broşürleri buldum. Gerçi tanıtım amaçlı satırlara aşinayız. Hiç 'işe yaramaz' denilen bir ürün reklamına şahit oldunuz mu? Onca yatırım yapıp, 'Yoğurdum ekşi' diyene deli derler ancak...
Meğer Zafer Bey'in denemem için verdiği ürünler botox etkiliymiş... Bugüne kadar, aynı etkiyi gösterdiği yolunda iddialı olanların yanında mütavazı bir sunum olmasına karşı, aynada gördüğüm, daha çok usta bir cerrahın elinde kesilip, biçilerek toparlanmış bir surattı....
Bu konularda paranoya geliştirdiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim şimdi... İhtimal hesaplarımda, bu gerginleştirici, çizgi açıcı ve toparlayıcı sistemin bir kaç saat içinde eski tas, eski hamama dönüşmesi ilk sırada... Ama bu da olmadı... Hergün biraz daha iyiye gidiyor üstelik... Bir ay sonra ne olacak merak ediyorum... Liz Hurley, dudak dolgunlaştırıcısını kullanıyormuş, Victoria Beckham göz liftingini... Vallahi nasıl tanıtırlar, satışa sunulduğu eczanelerden sizlere nasıl ulaşır bilemiyorum ama mucize böyle bir şey olmalı...
Bir ara Sezen Aksu ve Ajda Pekkan için şehir efsanesi kıvamında hikayeler geliştirmişlerdi hatırlarsanız. Hani eve gelen eşe dosta, kendi elleriyle botox yapıyorlarmış diye... Bu ürünü keşfederlerse, kentin dört yanına botox jeli sebili yaptırmalarını talep ediyoruz...


 

 
 






 
 
Hakkımızda | Ürünlerimiz | Kampanyalar | Sıkça Sorulan Sorular| Basında Biz
Satış Noktaları | Bayilik Talebi | Bizimle Çalışır mısınız ? |İletişim